Gülseren Budayıcıoğlu Kitap ve Dizileri

 

Merhaba,
Bu yazımda size, son zamanlarda sıkça karşınıza çıktığını tahmin ettiğim bir yazar ve kitaptan bahsedeceğim. Bazen insanlardan; "Bir kitap çok modayken, çok öne çıkarılmışken okumayı sevmiyorum." cümlesini duyuyorum. Ben de aksine, tabii eğer ilgimi de çekiyorsa, öyle gündemdeyken okumayı seviyorum. Herkes aynı şeyden bahsederken benim de fikrim ve söyleyecek bir çift olmasını istiyorum. Lakin dediğim gibi biraz ilgimi de çekiyor olması lazım, sırf moda diye alıp okuyacak olsam son çıkanlar listesine yetişmem mümkün değil.

Belki öncesi de vardır ancak benim yazarla tanışmam kitaba değil diziye dayanıyor. İzleyenler bilir; İstanbullu Gelin dizisinde Adem ile psikoloğu İdil Hanım arasında geçen konuşmalar adeta evlerimizde koltuklarımızda bize terapi yapıyordu. Dizinin bu sahnelerinin alındığı Hayata Dön isimli kitabı henüz okumadım. Dizinin tamamı kitaptan alıntı olmayıp üzerinde kurgu da varmış. 

Sonra Doğduğun Ev Kaderindir dizisi başladı. Hiç izlemedim ancak dizide yer alan Mehdi ve Zeynep karakterleri, Camdaki Kız kitabında var. Hem diziyi izleyip hem kitabı okuyan bir arkadaşımdan duyduğum kadarıyla, dizide yine kurgu kısımlar var. Zaten Camdaki Kız'da bu iki karakterin hikayesi çok derin yer almıyor. Bu kısa hikayeden, akşam 8'de başlayıp gece 12'ye kadar süren ve sezonlarca devam eden bir Türk dizisi çıkarabilmeleri için kurgu eklemeleri şart diye düşünüyorum.

Son dönemde yine iki dizi aynı anda yayına girdi; Kırmızı Oda ve Masumlar Apartmanı. Kırmızı Oda sanırım kitaba en yakın, en kurgusuz dizi. Sadece ilk bölümü izleyebildim ve gördüğüm kadarıyla oyunculuklar çok gerçekçi. Kırmızı Oda'da Salih Bademci'nin rolünü çok güzel yansıttığını düşünüyorum, adeta yaşayarak oynamış. Fikret Boran'ken de öyleydi o :). Ve biliyorsunuz ki hikayeler gerçek; o zaman izlemek zorlaşıyor.
Aynı şekilde Masumlar Apartmanı'nda da oyunculuklar çok iyi ve orada da Merve Dizdar'ın rolünün hakkını fazlasıyla verdiğini düşünüyorum.

Camdaki Kız'a gelecek olursak; açıkçası dilini biraz yüzeysel buldum. Bu durum kitabı kolay okunur kılsa da, biraz daha dolambaçlı cümleler kuran, kelime oyunları yapan kitapları daha çok seviyorum. Bunu bir kenara koyarsak, kitap okunması gereken bir kitap diye düşünüyorum. Hatta dizileri de izlenmeli. Çünkü okurken/izlerken öğreniyorsun. Kendi hayatındaki bazı insanları bile anlamaya başlıyorsun. Tanıdığım ve sevmediğim/kızdığım bazı insanların neden şu an böyle olduklarına dair ilk kez kafa yordum. Onlara hemen hak vermedim, yaptıkları şeyleri bir kalemde silmedim; affetmenin özgürleştirmesi uzun bir yol. Ama onları ilk kez anladım. Evlerinin içinde yaşadıkları şeylerin onları zaman içinde böyle birer yetişkin yapmış olabileceğini ilk kez masaya yatırdım. 

Gülseren Hanım'ın işi çok zor. Günlük hayatta karşısına gelse, yüzüne bakmayacağı insanları bile dinlemek, anlamak zorunda olduğu bir meslek. Hatta öyle bir pencere çiziyor ki, sen bile o insana minicik de olsa anlayış besliyorsun. Tüm yazılanların gerçek olması ise yürek acısı.

Kitabı okuduğumu instagram'da paylaşmıştım. Hatırı sayılır miktarda kişi okuyup beğendiğini yazmış. Bir de henüz okumayıp, kitap/yazar hakkında fikrimi soran birkaç arkadaşım oldu. Diyeceğim şu ki; yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım. Bu cümle, fikrimi açıkça beyan ediyor diye düşünüyorum. 

Sevgiler,
Seval

Share on Google Plus

About ekinushobi

This is a short description in the author block about the author. You edit it by entering text in the "Biographical Info" field in the user admin panel.
    Blogger Comment
    Facebook Comment

0 yorum:

Yorum Gönderme