Bebek Kozalağımın Hikayesi

Çocukluğumun tüm Pazar günleri Uludağ'da geçti desem abartmış olmam. Evet tüm Pazar günleri. Evet hastaysak bile (çünkü babam dağ havasının hasta adamı bile iyileştireceğine inanırdı). Evet çok ödevimiz varsa bile (çünkü babam arabada ödev yapmanın kolay olduğuna inanırdı). Evet çok kar varsa bile (çünkü babam ıslak çorapları çıkarıp arabada oturursak hiç üşümeden günü tamamlayabileceğimize inanırdı).

Çocukluğumun böyle piknik günlerinden birinde dağdan şöyle minik, açılmamış, bebek bir kozalak alıp eve getirdim (çünkü ben tıpkı bugün olduğum gibiydim; elime geçen her şeyin bir ara işime yarayacağına, onunla mutlaka bir şey yapabileceğime inanırdım). Bu bebek kozalağı da işime yarar düşüncesiyle, dolabın içinde duran, sarı kartondan (evet çünkü Ikea'nın süslü kutuları o zamanlar yoktu) oyuncak kutuma koydum. Ve işime yarayacağı gün gelip çatana kadar onu orada dinlenmeye aldım. Sonuçta taa dağdan inmişti. 

Gel zaman git zaman, her ne için ise, artık bebek kozalağımı değerlendirme vakti gelmişti ve dolabın kapağını açıp karanlık kutuya başımı gömüp kozalağımı bulduğumda tanıyamadım. Büyümüştü, açılmıştı. Hatta bu bulduğumun, başka bir piknikten benimle gelmiş olan başka bir kozalak olduğu düşüncesiyle onu kenara bırakıp kendi bebek kozalağımı aramaya devam ettim (evet çünkü dağdan her inişimde dal, yaprak, kozalak gibi şeyler indirirdim. Bu durum hiç değişmedi; şu an hâlâ balkonumda dağdan toplanmış bir sepet kozalak var).

Bebek kozalağım, ben gelişimine tanıklık bile edemeden büyüyüp serpilmişti. Hatta içinden ilerde fıstık olmaya aday minik tomurcuklar dökmüştü oyuncak kutuma. Buna biraz üzülmüştüm. Ben daha onunla bir şey bile yapamadan o taze reçine kokusunu yitirmiş, olgunlaşmıştı. 

Dün eve dönerken parkın içinden geçtim (evet, eve dönerken genelde yolumu bilerek parkın içine düşürürüm çünkü parkta her zaman görülecek güzel bir şeyler olur; bir ağaç, mıncıklanmak üzere bir kedi vs) ve bu fotoğraftaki bebek kozalağı buldum. Onu görüp elime alıp bakmamla hızlıca anılarım aktı film şeridi gibi. 

Şimdi başucumdaki komodinde duruyor. Bu kez büyüdüğünü kaçırmaya hiç niyetim yok:)

Seval
Share on Google Plus

About ekinushobi

This is a short description in the author block about the author. You edit it by entering text in the "Biographical Info" field in the user admin panel.
    Blogger Comment
    Facebook Comment

2 yorum:

  1. o parentez içindekilerle bu yazıyı okurken sanki yanımdaymışsın gibi hissettim.... seval böyle daha çok yaz ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elvaan, okumana, okuduğunu beğenmene çok sevindim. Teşekkür ederim :)

      Sil