Uçurtma Bayramları


Şu manzaraya karşı kahvaltı ediyorduk tatilin son sabahı, yola çıkmadan hemen önce. Annemle Kürşat denizdeki kefalleri börekle besliyor; balıkların, en çok su böreğini sevdiklerine kanaat getiriyorlardı. Kıymalı börek biraz sert gelmiş, kesme şekerin ise yüzüne bile bakmamışlardı. Evet, Kürşat bir ara kesme şeker attı, balıklar hiç oralı olmayınca, şeker erimeden suyun dibinde dakikalarca kaldı ve böylece tuzlu suda şekerin erimediğini keşfederek bilime katkı sağladık. O esnada ben aşağıdaki demirlere ayaklarımı dayamış balıkları izliyordum.

Sonra on adım öteme küçük bir kız geldi elinde simidiyle. Simitten bir nokta kopardı, evet bildiğin nokta... Balık yemi kadar minik nokta simidi attı denize. Hiçbir balığın dikkatini çekemeyecek kadar ufak olan bu nokta havada kayboldu neredeyse. Sonra daha büyük bir nokta... Saat çok erken olduğu için çay bahçesi bomboş ve sessiz. Arka masadan sürekli anne sesi geliyor. Nokta simitçi kızı çağırıyor annesi; "Buğleeemm, Buğleeem gelir misin?"... "Buğleeem gel diyorum." Bu isim nedir ya diye düşünüyorum. Neyse, bana ne. Buğlem o sırada virgüle çevirdiği simitlerle balıkların dikkatini çekmeyi başarıyor. Minik suratında zafer gülüşünü bir tek ben yakaladım. Oturduğu yerden kalkmaya zahmet bile etmeyen anne işte bu değerli anı kaçırdı. Benim için değerli değil tabi, bana ne Buğlem'in zaferlerinden. Zaten bu anayla fazla ileri gidemez hayattaki zaferleri. Çocuk çözmüş bu arada, hiç oralı bile değil. Besledi balığını, döndü gitti. Annesi çağırıyor diye değil, işi bittiği için.

Bu sırada benim annemle aramda geçen diyalog ise bambaşka. Bana soruyor; "Terliğimin teki denize düşse ne yaparız?" Daha ben cevap vermeden kendi yanıtlıyor; "Öbürünü de atarım, ne yapıcam tek terliği..." Aksiyon planı hazır. Yaramaz bir çocuk gibi, bir Buğlem de benim yanımda işte.

Sonra bir çocuk hikayesi geliyor aklıma. Terliğin teki düşünce kefaller birlik olup terliği yukarı gönderiyormuş temalı bir hikaye yazmaya karar veriyorum. Fikrimi annemle paylaşıyorum, bir ara bu kısa öyküyü yazmaya karar vererek oradan ayrılıyoruz.

*Günlük hayatta böyle şeyleri eleştirdiğimde çocuğun yok, olunca anlarsın o anneyi gibi cevaplar alıyorum bazen. Doğrudur ne diyeyim, her yiğidin yoğurt yiyişi sonuçta. Ama ben oturduğum yerden böğürerek çocuk çağırmam biliyorum. Bağırırsam hatırlatın ;)
Share on Google Plus

About Ekinus Hobi

This is a short description in the author block about the author. You edit it by entering text in the "Biographical Info" field in the user admin panel.
    Blogger Comment
    Facebook Comment

0 yorum:

Yorum Gönder