Tatil


Otobüsteyim, bu yazının başlangıcını yapmak üzere telefonu elime aldım. Önce spoitfy’dan bir albüm açtım, tesadüfen, özellikle seçmeksizin. What a Wonderful World çıkmasın mı? Hem de akustik gitarla çalınan hareketli bir versiyonu. İçim kabardı bir anda. Tam da güzel bir yazı yazacakken ilham verici bir şarkıya denk gelmek tesadüf olamaz! Öyleyse ortamınız müsaitse yazımı bu şarkıyı dinleyerek okuyun. Norah Jones da iyi söyler, ondan açın hadi.
Yazımın konusu tatil. Biz ikimiz de turizmci olduğumuz halde kendi söküğünü dikemeyen terziler misali hiç tatil planı yapamaz, hep son dakikaya bırakırız gidilecek yeri bile. Bu sebeple, onca seçenek içinde üç sene üst üste aynı otele gitmişizdir. Sonra artık bir anda aydınlandık biz napıyoruz diye ve otel değiştirdik:) 
Neyse bu sene yine tatile bir hafta kala biz hala plansızken ben bir anda uçağa binmekten korkma düşüncesiyle yüzleştim. Bunun sanırım kışın Trabzon’da denize doğru asılı kalan uçağı görmemle birinci dereceden ilgisi var. Bir de Kadıköy’e geçerken neredeyse fırtına denecek bir havaya yakalanmıştık, vapur korkum tam geçmemişken bir de uçak çıkınca Kürşat artık uğraşmak istemedi ve uçaksız bir yere gitmeye karar verdik. Tabi ki uçaksız gidilecek milyon tane yer içinden biz yine 85’ten beri (evet; since 1985) ailemle gittiğimiz kampı seçtik çünkü en kısa yol bildiğin yol. Sonra uçak korkum yüzünden uzak bi yere gidemeyişimizin suçluluğunu taşımamak için esas tatilin bu şekilde olması gerektiği konusunda uzun sohbetlere girmeye başladım Kürşat’la :) 
Derken derken ne keşfettik biliyor musunuz? Evet tatilin böylesi gerçek tatildi. Kampta yapılanı, pansiyon usulü olanı. Yemekler konusunda kadına biraz fazla iş düşüyor ama son beş yıldır sadece otel tatili yaparak bir şeyi kaçırdığımızı fark ettik. Tatil denizden çıktığın kumlu ayaklarla yemek yemek değil miydi biraz da? Otelde yemeğin bile bir prosedürü olduğunu ve kısmen yorucu olduğunu ansızın fark ettik. Öğleden sonra kıyıya elinde ekmek arasıyla gitmekti tatil. Tatil neydi, tatil emekti:) Aynı terliği ilk gün giyip son gün çıkarmaktı. Gerçi ben hiç animasyon izlemeye abiyeyle+stilettoyla inenlerden olmadım ama bi allık sürüyosun şimdi kabul et. Oysa benim pansiyon tatillerimde en büyük süsüm, gece çarşısından alınan, sadece o yaz takılan 5 tl’lik boncuk halhaldı. 
Tatilin anlamı konusunda gerçek bir aydınlanma yaşadık ve bu sene böyle;) 

Siz bu satırları okurken ben serin sularda geri geri yüzering; büyüklerimi ellerinden, küçüklerimi gözlerinden öpering.

Share on Google Plus

About Ekinus Hobi

This is a short description in the author block about the author. You edit it by entering text in the "Biographical Info" field in the user admin panel.
    Blogger Comment
    Facebook Comment

0 yorum:

Yorum Gönder