Yol Hikayeleri


Merhaba,
Instagram çıktı çıkalı artık kısaaa cümleleeer kuruyoruuuummm... Blog daha az uğranan bir mecra oldu. Okuduğum kitapları da hobilerimi de kısaca orada paylaşmak hızlı akan hayatın içinde kolay geliyor. Birçok kişi için bu böyle. Ama bazen daha uzun anlatılmaya değer anlar yaşıyorum. 
Birkaç gün önce yine insta'da kısaca bahsettiğim şöyle bir olay yaşadım;
Otobüste elimde kitapla ayakta işe giderken birinin ardından boş kalan son koltuğu ben yaşlarda bir kızla birbirimize ikram edip durduk. Siz oturun, ay lütfen siz oturun tadında akan bir konuşmaya kız şöyle nokta koydu; "Siz kitap okuyorsunuz lütfen siz oturun."
Sabah iki akşam iki kere olmak üzere günde dört defa toplu taşıma kullanan biri olarak genelde tatsızdır toplu taşımaya dair anlatacaklarım. Sıklıkla kavga, itişme, şoföre haykırış, şoförün halka seslenişi, insanların birbirine serzenişi şeklinde akar hayat otobüste. O yüzden bu yaşadığım hoşuma gitmişti ve yazmaya değer bulmuştum. O gün Knut Hamsun-Açlık kitabını okuyordum.

Bugün bambaşka bir yol hikayesi verdi bana kitabım. Nil Karaibrahimgil'in kitabını okuyarak metroya bindim. Her zamanki gibi ayaktayım :) Birkaç koltuk ilerde oturan Amerikalı bir kadın Türkçe olarak "Ne okuyorsun?" diye sordu. Hayli zorlanarak, yavaşça ama çok net bir dil ile konuşuyordu Türkçe'yi. Kapağı gösterdim. Sesli bir şekilde zorlanarak okudu, sonra İngilizce'ye çevirdi; "Life Lessons to Nil". Sohbetin bundan sonrası birkaç cümle ile İngilizce olarak devam etti. Oturduğu koltuk bana biraz uzaktı, tam önümde değildi. Bir iki durak sonra indi, ben de koltuğa yeltenmedim bile kitabıma devam ettim. Koltuğun tam önünde duran kız koltuğu bana ikram etti. Bilenler bilir bilmeyenler tahmin eder; İstanbul, yer vermemek için hamilelerle ve engellilerle bile göz kontağı kurulmayan bir şehir. Kıza lütfen siz oturun dedim ve o sihirli cümleyi yeniden duydum; "Siz kitap okuyorsunuz." 

Dediğim gibi otobüs genelde mutsuzluklarıma destek verse de, güzel şeyler de olmuyor değil. Birkaç yıl daha böyle giderse otobüs hikayelerimden tatlı bir kitap çıkarabilirim. Sonra da kazandığım parayla araba alıp yol hikayelerime son veririm. Bir anda beni ben yapan yolculuklarımla ilişkimi keserim hiç umurumda olmaz yani iki güzel anı kovalamak için günde dört araç değiştirmek de sadece Pollyanna'ya yakışır :)

Haydi selametle...
Share on Google Plus

About Ekinus Hobi

This is a short description in the author block about the author. You edit it by entering text in the "Biographical Info" field in the user admin panel.
    Blogger Comment
    Facebook Comment

0 yorum:

Yorum Gönder